Diş ile Düş Arasında

Diş ile Düş Arasında, Müge Sandıkçıoğlu, Anı/Anlatı, 97 sf – Potkal Kitap Yayınları No: 3

Virginia Woolf, “Kendine Ait Bir Oda” isimli kitabında kadınlara demiş ki: “…Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..” Ben “cinsiyetler ne der?”, diye düşünmeden sadece yazmak istedim. Ama önce ve hep para kazanmak gerekti, boş zaman bulmak zordu. Ne zaman ki, çocuklar boy attı, her şey çorap söküğü gibi aktı gitti. Odam da oldu, boş zamanlarım da. Yazmak yaşamım oldu. Ne mi var bu kitabın içinde? Hepimize dokunan anların sadece benim dilimden yazılmış halleri var.
Dün var, bugün var, yarın var…
Mizah var, hüzün var…
Çocukluk var, ergenlik var, olgunluk var…
Doğum var, yaşam var, ölüm var…
“Keşke” var, “iyi ki” var…

Bu kitabın size “Evet, evet bunu ben de yaşadım/hissettim/hissettirildim…” dedirtmesini istiyorum. Okuduğunuz her anda benimle sohbet eder gibi okumanızı diliyorum. Müge Sandıkçıoğlu

***

“Okuduklarımda en çok ortaya koyduğun samimiyet ilgimi çekti. Okurla sohbet etmeyi tercih eden bir havan var. Bu duruş da başlangıç için bence çok doğru. 
…Yazmak, yılmadan yazmak gerekiyor. Ben umutluyum, hem de çok umutlu.”
Mario Levi

Öyküleşen Hukuk

Öyküleşen Hukuk, Coşkun Ongun, Öykü, 155 sf. Potkal Kitap Yayınları – No: 4

“Dar gelirli insanların sakini olduğu boyasız bir apartman ve onun giriş dairesi.Yıllanmış duvarlarda asılı duran çerçeveli resimler. Bir duvarda Saatli Maarif Takvimi,ötekinde aile büyükleri ve çocuklar. Evin içinde o an ölüme benzer sessizlik olsa da oyuncaklar önceden evde var olan çocuk neşesini müjdeliyor; duvarlara sinen ve geçmişte kopartılan takvim yaprağında izdüşümleri olan bir neşe.

Üçlü koltukta genç bir çift yan yana duruyorlar. Erkeğin yüzüne mahcubiyet, kadınınyüzüne mahzun bir ifade yerleşmiş; cezalarının açıklanmasını bekleyen sanıklar gibi titrek bir endişe içindeler.
Haciz işlemi başlayınca, sessizlik yerini çaresizliğe bırakıyor.”

Coşkun Ongun’dan günlük hayatta süregelen hukuki olguları konu edinen öyküler… Yalnız adliye sürecinde değil, hayatta da karşılaşılan aksaklıkları ele alan yaşanmışlıklar. Bir yanda adaletin kutsallığı, öte yanda ona erişim yolunda karşılaşılan sorunların sessiz yakıcılığı. Mağduriyetler aynı, mağdurları farklı. Mahkeme kapısında hak arayan sade vatandaş, adliyede saatlerce duruşma bekleyen avukat,hayata ve mesleğin acımasızlığına uyum sağlamaya çalışan ve gelecek kaygısı taşıyan yeni mezun stajyer, atölyede hakları ödenmeyen bir işçi, evraklarla boğuşan kalem memuru ya da binlerce dosya arasında sıkışıp kalan adil bir karar vermek için çırpınan yargıç. Konumları farklı olsa da birbirlerinden habersiz aynı yükü sırtlayan insanların hikâyeleri, Öyküleşen Hukuk’ta bir çırpıda okunacak denli yalın, belleklerde uzun süre yer edecek kadar derin bir anlatımla okura sunuluyor.