Geç Kalmışlar Mangası – Burç Doğu – Roman

“Geç Kalmışlar Mangası” – Burç Doğu – Roman – Potkal Kitap Yayınları No: 19

Genç kuşağın umut vaat eden yazarlarından Burç Doğu, ilk romanı Geç Kalmışlar Mangası ile okurlarının karşısında.

Kaybedecek hiçbir şeyiniz olmasaydı ne kadarına cesaret edebilirdiniz?
Hiçbir şeyi kaybetmemek için yaşıyor olsaydınız ne kadarından vazgeçebilirdiniz?
Bir kasım akşamıydı. Ediz ve Sükût cevapları bulmak üzereydi.

“Gülmeye başladı. Hem koşuyor hem gülüyordu. Üzerindeki bakışları fark ettikçe daha çok gülüyordu ve daha rahat koşuyordu. Umurunda değildi ve bu çok güzel bir şeydi. Başkaları ne düşünebilirdi en fazla? Ne düşünürlerse düşünsünlerdi. En kötü ne olabilirdi? Ne olursa olsundu. Koşuyorum efendim kime ne? Beni sorarlarsa koşuyor dersiniz. Hareket etmeye başlayan otobüse yetişmeye bile çekinen Ediz artık koşuyor dersiniz. Kaldırımlara çarpan adımlarını şakaklarında hissediyor dersiniz. Veya ne derseniz deyin. Fark etmez. Ben koşuyorum. Çocuk gibi, deli gibi, delirmiş bir çocuk gibi koşuyorum.”

Nehir ve Müz’ün Büyülü Dünyası (Müzik Temalı Öyküler) – Aysun Uzal – Öykü

“Nehir ve Müz’ün Büyülü Dünyası – Müzik Temalı Öyküler” – Aysun Uzal – Öykü – Potkal Kitap Yayınları No: 18

Müziğe yıllarını vermiş bir sanatçıdan, Aysun Uzal’dan müzikal öyküler

Müzik… Kelimelerle anlatılamayanların notalara döküldüğü, yaratılan tınıların ruha dokunduğu, insanlığın ortak bir dilde birleştiği evrensel buluşma noktası…
Müziğe adanmış, müzikle iç içe geçmiş hayatlar…
Uvertürler, assolistler, vokalistler… Besteciler, orkestra şefleri, müzisyenler… Mesleğe yeni başlamış acemiler, yıllarını müziğe vermiş deneyimliler, hayatını müziğe adamış yalnızlar… Şarkısını arayanlar, yeteneğini ortaya koyamayanlar, bir rüyanın peşinde koşan maceraperestler…
Müzisyen Aysun Uzal’ın öykülerinde müziğe dair her şey var. Öyküleri okurken şen şakrak assolistlerin hüzünlü iç dünyalarının kapılarından girecek, acemi müzisyenlerin üstesinden gelmek zorunda kaldıkları zorluklara şahit olacak ve hayatını müziğe adamış yalnız bestekârlar için hüzün duyacaksınız.
“Konser salonuna girdiğimde, kulağımda yankılanan ritim sürekli yineleniyordu… Ağır ve düzenli… Koyu bir tonda zemin oluşturuyordu. Bu zeminin üzerinde çalan üç kişi klarnet, perdesiz gitar, bastı. İçerisi loştu, tüm ışıklar yakılmamıştı, yalnızca sahneyi aydınlatan yuvarlak takip ışığı açıktı. Sessiz ve kaybolmuş gibiydiler müziğin ıssızlığında… O ritim, sessizlikle böylesine uyumlu… Yaşamı değil, ölümü çağrıştıran… Ya da belki ölümün yaşamdan daha kuvvetli olduğunu duyumsatan… Yaşamın ritmi denilen şeyin tam tersi olan olguyu, ölümün ritmini…”

Vişne Çürüğü – Aylin Acar – Roman

“Vişne Çürüğü” – Aylin Acar – Roman – Potkal Kitap Yayınları No: 17

Tiyatro skeçleri de yazan Aylin Acar’dan sarsıcı bir aşk romanı…

Bir gözlük kılıfına anlam yüklemekle başlar bazı hikâyeler.
Önce sadece bir gözlük kılıfıdır. Fark etmezsin, zamanla üzerinde “o”nun parmak izlerinin olduğu bir karabasana dönüşür…
Uzun bir aradan sonra kesişen yollar… O yollar kesişmesin diye ertelenmiş tesadüfler…
“Önce arka planda bir ses duydu. Sonra kahkahalar… O kibirli gülüşü, nerde olsa tanırdı.”
En ağır küfürlerden biridir yok sayılmak. Işık, beklemediği anda karşılaştığı Göksel’i yok sayarak geçmişine de sünger çektiğini düşünür ama geçmiş her zaman kaybolmaz.
Bazen telefonuna bir cevapsız çağrı düşer. Aklından bir sürü, ama kalbinden tek bir isim geçer.
İnsan sadece tek bir hayat yaşamaz. Tanık olduğu ya da olmak zorunda kaldığı hikâyeleri de ekleyince hayatına, çoğalarak eksilebilir.
Aşkın ve tutkunun rengi olan kırmızı, vişne çürüğüne dönüştüğünde; hayaller de hayal kırıklığına dönüşür…